Yukarı Çık

Gıda terörü: 500 milyonluk dünyayı hedefliyor!!!

10 Aralık 2019 Salı 16:32:12
1143 kez okundu.

FDA, FAO gibi gıda güvenliğinin uluslararası denetçisi kurumların onayladığı emülgatörler, katkı maddeleri, gıda sanayinde kullanılıyor ve ‘bedenimizin tanımadığı’ maddeler atık-zehir olarak depolanıp hasta ediyor.

Binlerce “güvensiz gıda”ya, insanlığın gıda ve sağlığını emanet ettiği kurumlar onay veriyor. Bir de WHO-Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterleri var, hakemli dergilerde sekülerist-kanıta dayalı bilim..!

Uluslararası bilim araştırma merkezleri üniversiteler ve yapılan bütün çalışmaların sonucunu merak ediyorsunuz?

O zaman dikkat!!!

100 kişinin 98’i ilâç kullanıyor, obezite katlanmış..!

Yahu bu kadar uluslararası ve ulusal kuruluşlar bilim adamları, milyarlarca dolar çalışmalar üniversiteler hakemli dergiler sonunda büyük araştırmalar sonucunda insanlığın faydasına üretilen kimyasal ilaçlar ve metotlar sonuç koskocaman bir hüsran!

Fenomen bir düşünce!

Şimdi bir bilim adam olarak aklımıza şu sual gelmiyor mu?

Ya bunlar yapılmasaydı halimiz nice olurdu?

Veya daha mı iyi olurdu?

Acaba bir maksat mı var?

Dünyanın bu gizli karanlık kapıların arkasında birileri şeytanın emrinde!!!

Bu nesli hastalandırmak için mi çalışıyor? Sorusunun cevabını bulmanızı istiyorum!!!

Ben bir fenomen adamım tezim bu doğrultuda ve elimde kesin müşahhas belgelerimiz mevcut hatta Himalayalarda gizli bir şatoda yapılan konuşmayı anlatsam yer yerinden oynar!!!

Bilmiyorum okuyucularımız ne der!!!

Toprak yok ediliyor!

Köyümde yaptığım analizde gördüm ki yağmur suyu 2,5 ph, asit! Dağlara konuşlanmış bir cihaz gördüğümde devlet tarafından konduğu söylendi. Rusya’dan gelen kuzey rüzgârlarındaki bulutların taşıdığı kimyasal zehir oranı ölçülüyormuş..!

Demek ki böyle tehlikeleri devlet görüyor ama uluslararası anlaşmalar var! Bizi zehirleyenler, kurtarmak isteyenlerle aynı!

Harran Ovasında, Dicle, Fırat, Konya Ovalarında olduğu gibi toprak insektisit-böcek öldürücülerle, sentetik nitrat gübreleriyle ve yanlış sulamayla tuzlandırılmış ve araziler bozulmuş durumda.

“Ekini-harsı değiştireceğim! Tabii ki nesilleri de” diyen şeytanın vaadini yaşıyoruz..!

Dünyadaki hemen her tahıl, en az bir defa klonlanmış. Türkiye’de iyi tür olan esmer buğday 22, makarna ve irmik buğdayları 42 dna’lı. Genetiği değişmeyen 11 üründen biri olan siyez buğdayı ise 10 bin yılı aşkındır 14 dna’lı!

Onu da bu fakir 11 yıl önce Amerika’ya Nuh Tatları Prezedyumuna gönderdi de onaylattı !!!

Ama Tarım Bakanlığımız bu buğdayı tanır mı haberi var mı bilmiyorum!!!

Çünkü bakanlıkdaki hata tohumlar listesinde en azından duvarda resmi yok!!!

Beyin kodlarında olmayan gıdaları yiyenlerin düzelmesi mümkün değil!

Kabuğu, kepeği, ruşeymi içinde ekmeği sert diye yemeyip yumuşak ekmek tüketenler, ömrünü tüketmektedir!

Bu algı yönetiminden geri döndürmek de çok zor! Çocuklarımızın zeytin, peynir, tereyağı gibi faydalı besinleri sevmemesinin ana nedenlerinden biri MSG -Çin tuzu denen zehire alışmasıdır! Bütün gıdalarda kullanılan bu katkı maddesi kıvam ve lezzet verip iştahı artırıyor. Ama sentetik olup hiçbir fayda vermediği gibi bağımlık da yapıyor!

Sütte de aynı oyun.

Kara mal kalmadı, angus, holstein, montofon büyükbaş ırkını bozdular küçükbaş keçileri de xanenle devşirdiler yerli ırklar azaldı hatta bazı cinsler yok edildi…!

Bir tek, sayısı az ve eti tutulmadığından mandalara dokunmadılar. Manda ve dağ-kıl keçisinden ürünleri tercih edin.

Beyaz et?

6 ayda yetişen tavukların yerine 28 günde şişirilen, göğüs kemikleri kırılan, hormonlu, antibiyotikli hayvanların yenmesi, bugünkü hastalıkların ana sebeplerindendir. Dünyada kendi pisliğini yiyen bir hayvan domuzken, ikincisi de kendi pisliği yedirilen tavuk mu diye düşünmek bile istemiyorum..!

Gezen tavuklar östrojen ve prolaktin içerdiğinden hanımlarımız yiyebilir ama erkeklerimize horoz ve erkek hindi öneriyoruz. Yürüyen tavukların yumurtası da çocuklarınızın gelişimi için çok önemlidir.

Bunları bulursanız hep beraber yiyelim! 

Somon dahil çiftlik balıklarını önermiyorum.

Hamsi, istavrit, lüfer, çipura, levrek, barbunya, tekir, palamut, tirsi, mezgit gibi küçük balıklar yenilebilir. Marmara, Ergene havzası, İzmit körfezi, Antalya gibi kurşun, civa gibi zehirli kimyasalların aktığı havzalarda tutulan balıkları asla önermiyorum.

Diş macunundaki florürle neslimiz yok edilmektedir. Dünyanın pek çok yerinde Epifiz bezini yok ettiği için yasaklanmıştır. Algılama ve kavramayı zayıflatmaktadır! Kokusunu, rengini, taşını, makamını, esmasını bilmeyenlerin mutlu yaşamasının mümkün olmadığının altını çiziyorum!

Cep Telefonu-Elektromanyetik ortam!

Sesin, taşın, kokunun, rengin, havanın, suyun, esmaların…vs her şeyin bir frekansı vardır. 6666’nın bir frekansı vardır, her harfin bile! Herkesin, iyinin, kötünün, öldürmenin, sevmenin, ağlamanın, gülmenin de kodları vardır. Bu kodları yanlış yerde verdiğinizde insanlar yok olur! İnsan nesli asıl, ilk olarak buradan vurulmaktadır, kontrol altına alınmaktadır!

İlk ve orta okullara tablet dağıtılarak bedenleri radyoaktif fotonla hücre tahribatı yaptığından kafaları da çalışmamaktadır!

Erkeklerin gelecekleri yok olmaktadır, on evliliğin altısının çocuğunun olmamasında yukardaki sebepler vardır!

Şeytan asılları değiştirerek amacına ulaşmış nesilleri değiştirmiştir..! Hastalıklarla nüfusu azaltmaya devam etmektedir!

Başta dünya insanları ve Müslümanlar onun yolunda kıyametini beklemektedir!

Bu konuya cuma günü devam! Vesselam

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.