Yukarı Çık

Cumhuriyeti dedelerimiz kurdu da; kim koruyacak!

1 Kasım 2019 Cuma 09:54:01
791 kez okundu.

Bir Cumhuriyet Bayramını daha 96 yıldır olduğu gibi, cumhuriyeti bize emanet eden dedelerimizin kemiklerini sızlatan sazlı, sözlü eğlencelerle, şarkılarla, türkülerle büyük büyük konuşmalarla bir kere daha idrak ettik!!!

96 YILDIR DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK!

60’lı yıllardan beri Vatan Caddesi’ndeki ve Dolmabahçe Stadyumu’ndaki törenleri izledik. Başta Kıbrıs Çıkarması’nda komutan olan gazi ağabeyim olmak üzere ailemizden onlarca kişi dedelerimin mirası cumhuriyete sahip çıkmak için TSK’da hizmetteler ve dahi onların çocukları da bu yolda!

“CUMHURİYETİ BİZ KURDUK!”!!!

TV’lerde tartışmaları yapılıyor. Cumhuriyeti biz kurduk diye meselelerde; yaşatıyoruz diye masa başından ahkam kesenlerin şecerelerine baktığınızda, atalarının cumhuriyeti yıkmak için nasıl da çabaladıklarını, milletin kurtuluşu için gönderilmiş para ve ziynetlerin sermaye yapıldığı, Osmanlı’nın talan edilen saraylarına bir altına gayrimüslimlere devşirme dönmelere peşkeş çekilen Osmanlı mirasının ve servetinin belli bir güruhun elinde bulunmasındaki garabetin altını bir kere daha çiziyorum! En kısa zamanda bunların tespit edilip hesaplarının sorulması lazım!

Yoksa bu toprakları bize şehit kanlarıyla vatan bırakan şehit ve gazi dedelerimizin ahları ve bedduaları kalan Osmanlı vakıflarına da, darüşşifalarına da... vs. maksadı dışında kullanan ve fuhuş yuvasına çeviren yetkili etkili mühür sahiplerini de, bu haksızlık karşısında susanları da dünyada da ahrette de yerle bir edecektir!

ŞEHİT VE GAZİ DEDELERİMİZİN ADINI 

RAHMETLE ANAN KİMSE OLMADI!

Çocukluğumda soğuk kış gecelerinde rahmetli Hasan MARANGOZ dedemden aldığım büyük ibret ve nasihatlerin başında Hz. Âli’nin menkıbeleri vardı. Kafkasya’dan gelen Zeynel, Hasan ve evlâdları Âli, Kadir, Hüseyin, Şükrü dedelerimin ve Mahir babam Ehl-i Beyt çizgisini günümüze kadar yaşattılar. İşin garibiyse, hilâfeti kaldırmak için de yedi düvelle savaşan yine kendileri olmuş..!

Rahmetli istiklal madalyalı gazi Hasan MARANGOZ dedem bir gün dedi ki; “Askerde hep bizi, en öne seçerler!” Dedim ki; “Dede, askerde hep uzunları en öne seçerler; siz kısa boylusunuz..?!” Dedi ki; “Evlâdım, biz cumhuriyeti nasıl kurduk! Bak sana üç buçuk günde İzmir’e indiğim serüvenimi anlatayım… Hava karardı mı süngülü silâhlarımız, sırt çantalarımız, dağ tepe aşabilmek için altı lastik çarıklarımızla devamlı hücumdaydık! Bir süngüyle, bir mermiyle... Mermimiz bittiğinde, arkadan yetişen cephaneyi beklerken “Süngü tak!” emri gelir ve 5 metre aralıklarla ilerlerdik. Boyumuzun kısa olması sebebiyle önümüze gelen düşmanı süngümüzle bertaraf edip kısa boyumuzdan aşırıp arkaya atardık! Evladım işte cumhuriyet böyle kuruldu!!!”

İzmir hududuna kadar açlık sınırında mücadele edip vatanı kurtaran atalarımız bugünlere ibret vesikasıdır! Bursa Yeşil Türbe’de yatan 2. Mehmed Çelebi neslinden ve anne tarafından Şükrü ÇELEBİ dedem Çanakkale İnebolu Şehitliği’nde! Annemin babası, Rüştiye mezunu ve tecrübeli bir denizci olan Gazi Mehmed Çavuş ÇELEBİ dedem hatıralarında derdi ki; “Bandıracı-bayrakçıydım. Vazifelerimi diğer gemilerde yüzbaşı ve binbaşılara yaptırırlardı!” Evin başköşesinde gururla sergilediği kendisine hediye edilen gemisinin resmiyle 12 yıllık askerlik vazifesiyle hakikâten tarihin şanlı bir numunesiydi!

GERÇEK KAHRAMANLAR!

Dedem Çavuş Mehmet Çelebi seksenli yaşlarında İstanbul’da bizi ziyarete geldiğinde, Şairu’l Şuara merhum Ahmet KABAKLI hocam da misafirimizdi. Kendisi ile ayaküstü birkaç dakikalık görüşme sonunda KABAKLI hocam, çavuş dedemi tam üç ay misafir etmiş ve hatıratından istifade edip gözyaşları dökmüştü. Kabaklı üstâdın sözü hâlâ hatıramdadır: “Ahmet’cim, böyle bir deden olduğu için fahredebilirsin! Anadolu’yu kurtaran, cumhuriyeti kuran gerçek kahramanlar bunlardır!”

Baba tarafından Hasan MARANGOZ dedemin 14 yıllık askerliği ve İstiklâl Madalyası’nı da şerefle taşıyoruz! Son günlerine kadar yanımızda olup bereketi üzerimizde olmuştur hep! Hanım tarafından Şeyh Şamil’in torunlarının bir kısmı Yemen’de kalıp, bir kısmının da âkıbeti maalesef bilinmemektedir. Eşimin babası da Yemen yetimi olarak büyümüştür.

Dedemin bize bahsetmediği kahramanların adını ananlar, gerçek şehit ve gazi dedelerimizin adını dahi anmadılar!

EHLİYETSİZ VE LİYAKATSİZ HÜKÜMRANLIK!

Şehit kanlarıyla vatan yapılan Anadolu’da öz vatanında parya olarak yaşayan bu şehitlerin torunları yanında; bugün vatansızlar ve kitapsızlar hüküm ve sefa sürüyor!

Hiçbir özelliği ve liyakati olmayan; sadece emirlere sadık bir güruhun yıllardır istibdadındayız! Âlim, ulemasından mekteplisine pek çok vatanseverle kurulan 1. Cumhuriyet’e evet diyor da onu yaşatmak ve karşısında olanları ile de mücadele etmek boynumuzun borcudur diyoruz!

İSTİKLAL MADALYALI İNEBOLU VE KASTAMONU!

Kurtuluş Savaşı’nda gözüm Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da denilen toprağın gerçek kahramanı yiğitler Çanakkale’de on binlerce şehit vermiş olmasına rağmen, cumhuriyetten sonra bir çivi çakılmayan, Abdülhamid’den kalma İstiklâl Madalyası’ndan başka hiçbir teveccüh görmemiş Batı Karadeniz, Kastamonu ve İnebolu..!

Bazı vatan hainleri, vatana sahip çıkmak isteyenlerden intikam almış. Kastamonu-İnebolu otoyolunda, İnebolu Limanı’nda da ülke şartlarında 100 yıl sonra yapılacağı günleri hâlâ beklemektedir! İhanet halen devam etmektedir!

MİSÂK-I MİLLÎ HEDEFİMİZ!

Bu ülke çok badireler atlattı, dedelerimizin kurduğu cumhuriyeti biz yaşatacak, masa başında TV’lerde sahte ahkâm kesenlere, meydanlarda elinde bira şişeleri ve şarkı türkü ile Osmanlı’yı yıktık hilafeti de kaldırdık “yaşasın yeni Cumhuriyet...” diye zamanın devşirme dönme azınlıkları gibi el ovuşturup sevinenler gibi kutlayanlara bırakmayacağız!

Misâk-ı Millî sınırlarımızda soydaş, dindaş ve akrabalarımızla, akabinde “Büyük Turan-Türk Dünyası” ve Türk-İslam birliği ülkümüzle kültürel, siyasi, ekonomik her sahada bize dost olanlarla iş birliği yapacağız.

97. yılında farklı cumhuriyet kutlamaları umuduyla; Şühedanın, gazilerin ruhaniyetleri şâd olsun!

Cumhuriyet düşmanlarına da yasalar dâhilinde hesap sorulmasını ve ıslahını diliyor; olmayanları da Allah’a havale ediyor ve diyoruz ki;

“Kenara çekilip, kaderine boyun eğmek Türk milletinin ve Müslümanların fıtratında yoktur!”

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.