Yukarı Çık

Zafer Haftası ve mukaddes toprakların mukaddes insanları!!!

31 Ağustos 2019 Cumartesi 12:47:55
452 kez okundu.

Vatan, millet, bayrak, devlet ve mukaddesat uğruna şehit kanlarıyla yoğrulmuş bu Toprakları bize vatan olarak bırakan bütün şehitlerimize dünyaya gelmemize vesile olan büyük ata baba dede ve ninelerimize de bu hak eden akrabalarımıza da rahmet olsun!
Gelecek nesillere de  misakı milli sınırları başta olmak üzere emanete sahip çıkmayı nasip eylesin âmin Cumamiz mübarek ve cem olmamıza vesile olsun. Âmin...!
Zafer Haftası ve mukaddes toprakların mukaddes insanları!!!

 

“Kim bu cennet vatanın uğuruna olmaz ki feda!

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda!”

İnanç sistemimize göre bir damla sudan, kara topraktan yaratıldık! ‘Atamız maymun!’ diyenlere de itirazımız yok. Herkesin seçme seçilme hakkı var, dünyada buna özgürlük diyorlar. Neyse konumuz bu değil.

EVLADI FATİHANLAR!

Büyük dedelerimden dinlediğime göre; Orta Asya’da Fergana Vadisi’nden gelen Oğuz atalarımızın torunları, Kafkaslar üzerinden saray yoluyla Ilgaz Dağı’ndan bir kısmı Çankırı’ya, bir kısmı Kastamonu Ilgaz dağları eteklerine geliyor. Bunların çocukları da Bursa’ya, torunları da Manisa’ya kadar yerleşme alanı buluyor ve bunların hepsi bir aile bir aşiret bir boy.. Hakikaten yıllar önce Manisa’da görevli iken “büyük atalarımız Kastamonu’dan gelmiş..” Aynı doğrulamayı Balkanlar’ı gezdiğimde Himalaya eteklerinde Arnavutluk’un Kalkandere bölgesindeki Türklerle konuştuğumda da büyük atalarımız Kastamonu vilayetinden gelmiş sözünü duymak beni çok mutlu etmişti.

Selçuklu’dan önce Anadolu’da Türkler boylar halinde yaşıyorlardı Kastamonu bölgesinde de Gas Gas Türkleri! Bu bölgede Rumlar fazla olduğundan Selçuklu döneminde şehirden çok dağlarda hayvancılık, ticaret ve ağaç işleriyle uğraşılıyor. İşte İsa Paşa neslinden “marangoz oğulları” olarak buralardan geliyoruz. Dedelerimiz Kastamonu, Bolu, Safranbolu’daki tahta oymacılığı ve ev işçiliğinin ustalarından. İstanbul Dolmabahçe Stadı gibi pek çok tarihi, mimari yapıda ustalık yapan babamın nasihatleri ve sakladığım tahta bavulundaki orijinal marangozluk aletleri hep gözümün önünde ve dün gibi aklımda:

 Babam mahir Marangoz-Maranki!

“İşçi seçerken çivi çakmayla başlarız. Bir dakika içinde 4’lük 6’lık kaç çivi çakabiliyor, en önemlisi de kaç vuruşta çakabiliyor, bakarız. Tek vuruşta çakan mahir’dir!”

Çünkü babam mahir’di!

USTALIK KİTAPLARDA KALDI!

Ustalık ve zanaatların Ermenilerden öğrenildiği de eksik bir bilgidir. Tahta oymacılığı ve marangozluk hem peygamber mesleği, hem de atalarımızdan miras alet edevatla da sabit ki Türklerin sanatıdır!

GİZLENEN TARİH!

Selçuklu’nun, Alparslan’ın Malazgirt’teki ve Ahlat’taki hiç duyulmamış binlerce tarihi mezarı geçmişimize şahitlik ederken, hiçbir eserde kayıt altına alınmaması, son olarak Ahlat’taki ziyaretinde devletin başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu bölgenin UNESCO kültür mirası tarafından korunmaya alınmasını teklifi inşallah yerleşik düzenin bürokratlarından kulağına küpe olmuştur! 

Osmanlı’nın 12. ve 13. yüzyılın başlarında neşvünema bularak manevi bir işaretle Viyana ve Roma kapılarına dayanması, fakat her dönemde olduğu gibi Anadolu sarayının içerdeki devşirme dönme, İslam’ın müsamahasından yararlanan hainlerinden Solomon’ların Süleyman, Abraham’ların İbrahim oluşu gibi, bilhassa insanlık ve İslâm’lık adına Endülüs’te kesilmekten Osmanlı tarafından kurtarılan Yahudilerinin başta bugünkü Yunanistan ve Anadolu kıyılarına yerleştirilip, Türkiye’nin kurtuluşunda Makedon ordusuyla ülkemize gelen tarihçilerin kayıtlarıyla ‘sünnetsiz’ oldukları belirtilenleri ‘Yıldırım ordular’ diyerek öven tarihi de hâlâ yanıltmaların doğrusunu ve telafisini diliyoruz!

“GÖZÜM DUMLUPINAR’DA, KULAĞIM İNEBOLU’DA..!”

Kayık ve kağnı mucizesiyle kurtuluşun sağlandığı, istiklâl madalyasıyla tâltif edilmiş olan yiğit İnebolumuza, madalyadan ve kurtuluştan önce günde yedi gemi yanaşıp Marsilya ve Kahire’ye canlı hayvan, elma, yumurta, sebze meyve taşınıyor, Rusya’nın bütün gıda ihtiyacını karşılayıp oradan da bartır-değişim ile gaz ile takas edilerek büyük hacimli ticaret yapılıyordu..!

Elimizdeki yedi tane geminin limanda olan fotoğrafları buna şahittir!

Kurtuluştan bugüne İnebolu emsal ilçeleri 100.000’leri bulan nüfuslarıyla hak ettiği yeri bulurken, İnebolumuzda hiçbir yatırım yapılmayarak ve orman kanunu ile de köylülerin topraklarına el konularak devlet eliyle sanki maksatlı olarak cezalandırılmıştır!

Kastamonu İnebolu’daki köylerimizde Kürt azınlıklar yanında, Nogaylar, Macırlar, Çeçenler, Sakalar, Gürcüler, Çerkezler, Karapapaklar.. Pek çok Kafkasya halkı, Hamidiye ve Ahmediye köylüleri mutlu ve huzurlu olarak barış içinde ve birlikte hayatlarını sürdürmektedir. Anne dedem Mehmet Çelebi saraylı olup, Abdülhamit döneminde sarayın dalkavuklarına haklı itirazları sebebiyle saraydan uzaklaş(tırıl)mış gemiyle(!)

İnebolu sahilinde kendi adıyla anılan ilk mekânı Çelebi köyüne yerleşmiştir. Âlim ve müderris, onlarca risaleyi nura imza atan Hasan Marangoz dedemden, Mehmet Çelebi dedemden ki Enderun Mektepleri, rüştiye mezunu olması hasebiyle sarayla ilgili pek çok hatıra dinledim.

Hakikaten bu entrikacı ve hainler her dönemde sarayda arz-ı endam etmişler!

Bugün de olduğu gibi işine gelmeyenleri kalın duvarlardan içeriye ne sesini ne kendilerini sokmuyorlarmış!!!

Biz de dedemin kaderini mezarlığının yanında İnebolu’da insanlığa yazdığımız kitaplarla(!), ürettiğimiz ürünlerle(!),yazılı ve görsel medyadaki konuşma ve makalelerimizle ışık olmaya çalışıyoruz!

Ta ki, hakikat iktidar ve muktedir olana kadar!!!

Ama Hakk yolunda ‘vazifelendirilmiş’ Oğuz atalarımızın torunları, 1000 yıldır İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Haçlı dünyası bunu bildiğinden, Oğuz neslinden olan saltanata ve hilafete son vererek bütün dünyayla olan bağımızı kesmiştir!

YAŞLI OSMANLI’DAN CUMHURİYET GİBİ GÜRBÜZ BİR ÇOCUK DOĞMUŞTUR!

100 yıllık cumhuriyetimizin gürbüz torunları da düşen bayrağı yerinden kaldırıp kıyamete kadar dünyaya adalet dağıtmaya devam edecek inşallah!

ZAFERLER AYI AĞUSTOS!

Bu dirilişin nişanelerinden Ağustos ayında kazanılan zaferlere Orta Doğu’da Misak-ı Milli sınırlarımızı da içine alan yeni zaferler beklerken;

Bu zaferlerin gerçek kahramanlarına!

Çanakkale’de şehit düşen Şükrü dedeme! Yemen’den dönmeyen eşimin şehit Çerkez dedelerine!

22 yıl askerlik yapan gazi madalyalı Hasan Marangoz dedeme, Mehmet Çelebi dedelerime, bu toprak uğurunda şehit ve gazi olan tüm geçmişimize rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Âmin

Not: Türk kadınını şerefle temsil eden Şule Yüksel Şenler hanımefendi ve bizim de hocalığımızı yapmış olan Türk İslam davasının yiğit savunucusu Profesör Doktor Mustafa Kafalı vefat etmiştir. Mevtalara Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dilerim.

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.