Yukarı Çık

Bina, zina ...vs! Sona doğru mu yaklaşıyoruz!!! Suni gündemlerle meşgul ve yok mu ediliyoruz!

9 Temmuz 2019 Salı 12:37:06
253 kez okundu.

Âhir zamanı ve zamanın sahibinin “azmeden”den yana olduğunu bilip amacına daha odaklı “şer” merkezlerinin son derece sistemli planları tıkır tıkır işliyor!

En ufak detaydan en büyük dertlere kadar yaşadığımız tüm hadisat, bizi esir etmekteki maksadı, kendini yüzyıllardır bütün mistik kitaplarda kayıtlı örneklerden Lut, Hud, Semud... “kendini efendi-sahip-lider” gören azgın kavimlerin bugün de örneklerini İslam beldesi bütün ülkelerde ve ülkemizde yaşadığımız LBGT ...vs güruhun, ilk azgın “şeytan”a olan sadakatinin yansıması. Bunu gâh alenen yeni nesil put, heykel, resim, dijital-yapay görsel araçlarla; gâh da gizli, örtülü, imâlı, dolambaçlı, kurum ve yapıları arasında mesajlaşarak, maddi, manevi ve energetik saldırılarla yapıyor.

Bugün, uyandırma faaliyetlerimizin ana damarlarından olan “beyin kontrolü ve biyolojik harp”ten bahsedeceğiz.

 Asıl gündem nedir, güç kimde?!

Bugün toplumda prestij sahibi olup da vaktinde bizim kuşağımız olan birtakım siyasi, bürokrat, sanayici vs kişilerin olduğu bir toplantıda, memleketimizin medâr-ı iftiharı merhum Erbakan hoca gruba sordu:

“Ülkeleri idare eden en önemli güç nedir?” Yasama, yürütme, yargı vs. dendi ama hepsini bir kalemde reddetti: “Hayır!” dedi; “Toplumları idare eden en büyük ve tek dünyevi güç, MEDYA’dır..!”

Radyo ve televizyonlar, aralarda herhangi gelişme olmamış gibi sabah haberlerini, öğle, ikindi ve akşam da veriyor..!? Dolayısıyla sabah şaşırdığımız bir şeye akşama kadar ağır ağır alışıyoruz, normalleşiyor ve tepki veremiyoruz!

Bu da yapılırken HERGÜN 2000 kişiyi kaybettiğimiz gıda terörüne bağlı kalp-damar-dolaşım hastalıklarından ölümlere,1000 kişiyi kaybettiğimiz satılık hastalıklardan, kansere..!?

Evet şaşırmayınız her gün bu rakamın üstünde insan bu hastalıklardan önce gıda terörünün eline düşüyor arkadan da kurtulma umuduyla tutunmak istediği ilaç terörü ile kalan ömürlerini sağlıksız, organları eksik, mutsuz gelecekten umutsuz bir şekilde sürdürmeye devam ediyor...! Kısaca dün olduğu gibi bugün de “cambaza bak” tarihinde görülmemiş bir hızla artarak devam ediyor! İşte şehir hastaneleri ve kuyruklar ortada!

Beyin Kontrolü

Böyle, aklın almayacağı bir garabetin tek bir açıklaması vardır, toplumsal narkoz! Vaktinde “Beyin Kontrolü” diye halkı da devletin ilgili kurumlarını da defaâtle bilgilendirdik; deli dediler bize! “Kozmik Yaşam” dedik, “Hadi canım…” dediler, sonraları “kozmik oda”lar çıktı..!

Hak ne diyor!

“İşi ehline veriniz; aksi hâlde kıyameti bekleyiniz!”, Efendimiz as. “Yani bir evde hanım liyakâtsizse evin kıyameti, şirkette müdür ehliyetsizse şirketin kıyameti, şehirde vali, bakanlıkta bakan, devlette başkan…” olarak düşünülebilir. Herkes samimiyetle bir iç muhasebe yapıp payına düşeni almalı ve gereğini yapmalıdır!

Yaklaşan saat ve son!

Ruhsal ve bedensel çürüme!

Toplumsal tahrifin-yozlaşmanın-bozulmanın ilk adımı “şuur bulandırma” “kurbağa sendromu”dur.

Yavaş yavaş, alıştıra alıştıraa...!

Dünyayı yöneten Şeytanın penceresinden bakan karanlık eller sömürülerine bomba atmakla başlamaz, harp ilân etmez, görünür hamle yapmaz; soğuk savaşın “uyuşturucu araçları”nı devreye sokar evvelâ! 3F, Futbol-Fiesta-Fuhuş ana döngüsüyle 90’lara kadar geldiler; milenyumda onlarca-yüzlerce yan araçları devreye soktular, ortalama birinin de bu narkozdan kaçabilmesi mümkün değil! 

 İbret alınmıyor! Tarih tekerrür ediyor!

Bu necip milletin torunları titreyip kendilerine dönmeleri lazım!

Yoksa dönecekleri ne zemin! Ne zaman! Ne de vakitleri kalacaktır..!

Tarih sayfalarında ilahi kitaplara bile yazılmış helak olmuş kavimler, milletler ve liderler gibi!

Son bir şansları kaldı evet son bir şansları!

O da büyük kıyametten önceki kendi kıyametleri kopmaz ise!

İlahi kitaplar diyor ya “onlar görmezler, duymazlar, konuşmazlar!!! İşte biz bunların “Masal” “zırva” deli saçması bunlar.. vs diyenlerin acıklı sonlarını dün Libya’da, Cezayir’de, yakın tarihimizde Irak’ta, Suriye’de yakın komşularımız da gördük ve yaşadık.!

Hatta binlerce yıllık bir tarihin mirasçısı atalarımızın şehit kanlarıyla bize vatan olarak bırakılan bu toprağın insanına ve bunun mücadelesini veren bize yapılan bu zalimliklere, bu haksızlık karşısında susanlar hatta bu kararları veren ihbarları yapan soruşturmaları açan, haksız olarak muamele gördüğümüz herkesi Allah’a havale ediyoruz! dedik. Çoğunun sonu çok, çok hazin oldu!

Bir yazımda bu ülkenin bu hale gelmesine sebep olan sanatçı, sporcu, devlet adamı... vs’leri ve bunların ibretlik sonlarını sizlerle paylaşacağım!

Allah’ın adaleti bakidir!

Rabbim uyanıp, arınıp, emanet canın vebalini taşıyıp hakkını verebilecek ferasette yaşayan kullarından kılsın!

Başımızdakileri ve tabii ki bizleri de...!

Vesselâm.

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.