Yukarı Çık

Türk Milleti ve Milliyetçilik! Birlik Vakti ve Vakfı?!..

14 Mayıs 2019 Salı 12:25:37
140 kez okundu.

Türkiye’de bir kavram kargaşasıdır gidiyor. İfratla milliyetçiliği göğe çıkaranlarla, tefritle menfi manada nefret söyleminde bulunanlar aynı yere hizmet ediyor!

1970’lerde milletin yeniden diriliş zamanlarında Milli Türk Talebe Birliği’nin ambleminde hilal bozkurtla daha sonraları da Kur’an yan yana idi...? Anadolumuz öyle çalkantıları ve kültür asimilasyonlarına maruz kaldı ki bölücüler her zamanki gibi “Bölünmeyiniz helak olursunuz” emrine karşı önce bozkurtu çıkardı, sonra yerine Kur’an’ı koydu daha sonraları da 1980’li çalkantıların sonunda Birlik Vakfı ortaya çıktı! Allah rahmet eylesin, mütefekkir Ahmet Kabaklı hocamın talimatıyla Birlik Vakfı’nın Cağaloğlu’ndaki yerinde bir hafta çalışarak ilk tamirine ve temeline harç koyanlardanım!!!

Cumartesi sayın devlet başkanımızın teşrifi ile tüm Birlik Vakfı’nda yetişen, yetişmeyen eskimez bütün dostlarla görüşme imkânımız oldu!

Hakikaten bu güzel organizasyonu tebrik ederken; inşallah vakıf ruhunda da hedefine ulaşmıştır! Keşke Cumhur İttifakına sahip insanlar da orada olsalardı! Mesela aynı gün Devlet Bahçeli, İstanbul’da Cumhur İttifakına destek için iftar veriyordu!

Birlik Vakfı’nda buluşmak, birlikte güçlü olmanın ve Birlik Vakfı’nın ve ittifakın amacı gerçekleşmiş olurdu! Öyle de olması lazım!

Milli birlik söylemleri sonraları “Yanlış anlaşıldım, hatalıydık, aldandık, aldatıldık, olmasaydı daha iyi olurdu...” pişmanlığıyla konuşanların sözleri havada kalıyor hep!

Her zaman ve yine aynı hatalar yapılıyor. Gerçek ve milli yerli taş üstüne taş koyanların fikirleri asla alınmıyor! Sonra tabii ki hüsran!

İstanbul ve Ankara seçimleri buna örnek gösterilebilir! Müspet manadaki milliyetçilik bugüne kadar bilim adamlarınca konuşulmamış ve siyasilerce de hamaseten öte gidememiştir. “Milli ve yerli olmak” her ne kadar devletin başındakilerce söylense de muhteviyatı ve hedefi anlaşılmamıştır. Hangi vatan sınırları, nerede, kimin vatanı, hangi millet...?!

OĞUZ NESLİ NEREDE?!

Devleti kuranlar kadar yönetenler de önemli. Orta Asya’dan Anadolu’ya gelip bin yıl dünyaya adalet dağıtan Selçuklu ve Osmanlı bâkiyesi gürbüz cumhuriyetimiz, şu an kimlerin elinde?!

Oğuz töresi ve kültürü, “ebed müddet devlet ve beka” bugün anlatıldığı gibi mi acaba?

Bunu hangi soy ve boylarla yürütüyoruz?

Emanet ne zaman ehil ellere geçecek?

Tabii ki Allah Celle Celâlühu kader noktasında bu görevi bu necip milletin torunlarına vermiş. Bir gün bayrak onların eline geçecek ve cihan hâkimiyeti, İlâ-yi Kelimetullah davası düştüğü yerden kaldırılarak lâyığı olduğu yere emanetçileri tarafından çıkarılacaktır, kıyamete kadar da ehil ellerde kalacaktır, bunda şek ve şüphe yoktur!!!

Kur’an, Sünnetullah ve Allah dostlarının işaret ve beşaretleriyle  sabittir ki güneşin doğuşu beklenmektedir!.. Bizler, verilen vazifeleri yapmakla mükellefiz! Cüz’i irademizle küllî iradenin tecellisine vesile olmaktır gâyemiz!

Üzülmeye, kınamaya, tazyikle davranıp milliyetçiliği ayaklar altına almaya veya göğe çıkarmaya lüzum yoktur; kimsenin de haddine değildir zaten!

Haddi aşanlara haddini bildiren bir asrın sahibi eşrefi mahlûkat olan Efendimiz’in “Türkler size dalaşmadıkça! Sizler de onlara karışmayın..!” bâbında rivayetlerini de hatırlayalım.

GÜNEŞ ‘DOĞU’DAN DOĞAR!!!

Osmanlı döneminde ‘güneşin doğduğu yerden battığı yere’ seferler yapılmış hep! Karanlıkları aydınlatılması istenmiş!

Ancak Avrupa’da haddini aşan Portekiz’in haçlı ruhlu ordusunu Yemen’e çıkarmasıyla dönemin sultanı Yavuz Sultan Selim Han cennet mekân, Mekke ve Medine’nin hâdimi olarak müdahil olup kutsal beldelere hâkim olmuş, şimdi aynı hadsizliği yapmayı çalışanlara o zamanki atalarına da haddini bildirmiştir!!!

1916’lara kadar orada şanlı Türk bayrağı dalgalanmıştır, ancak İslam’ın hoşgörüsünden istifade eden evlâd-ı sâdıka dediğimiz devşirme dönme, kılıç artığı, haçlı artığı takiyyecilerle ebedi cehennemde kalmaya ahd etmiş münafıkların ittifakıyla, bugünkü “şer ittifakı”nın öncüsü olarak şanlı hilâlimiz oradan koparılmıştır!

O gün bugündür o topraklarda kan, gözyaşı, zülüm eksik olmamıştır! Malûm, Allah kimseye zulmetmez, rahmandır ve rahimdir. Tövbe kapısını her zaman açık tutmuştur! Kullar kendine zulmeder ve Allah da başka zalimlerin eliyle adalet eder! Bugün o kutsal toprakların halini görmek yürekler acısı bir hâldir!

Farz ve umre gibi sünnet vecibelerimiz, maksadı ve samimiyetinden uzaklaştırılıp ticari bir faaliyet hâline gelmiştir! Bu ticari hacimle de “şer ittifakları” desteklenmiştir, Müslümanlara silah olarak kullanılmıştır!!!

Merhum MISIROĞLU üstâdımızın Türk Müslümanlığıyla ilgili mühim tespitiyle yazımızı bitirelim.

 “Türklerin Müslümanlığının iki alâmet-i fârikası vardır.

Bir edeb, iki cihad!

Arap, Kur’an’ı yastık yapıp Kâbe’ye ayaklarını uzatarak yatmakta bir beis görmez, kasıtla yapmaz, çünkü telâkkisi böyledir; velâkin bir Türk bırakın böyle bir hareketi Kur’an’ı göbeğinden aşağıda tutmaz bile! Edeb eder! Alkol alan biri, Hac’dan dönen ahbabını ziyaretinde ikram edilen zemzemi içmekten imtina eder, “Alkole henüz tövbe etmedim. Zemzemden sonra yeniden alkol alamayacağım için beni mazur görünüz!..” der, sarhoşunda bile bu edeb vardır!!”

Türklerin cihad ruhuna ise yetişen başka bir millet olmamıştır! İslam’ın dört halife ve Abbasi dönemi 120 yıldır!!!

1500 yıllık İslam tarihinin kahramanı ve adalet dağıtıcısı ve bayrağını dalgalandıranlar Oğuz boylarındandır ve Türklerdir!

Rabbim, bu necip milletin torunlarına çürümüş ve çürümeye yüz tutmuş kusurlarımızı idrak edip aslımıza dönecek bir şuuru, düşen bayrağı kaldırıp layığı yere çıkarmayı Ramazan-ı Şerîf’in hürmetine Oğuz neslinin Peygamber (s.a.v) iltifatına nail olmuş gerçek sahibi aziz Türk milletine nasip etsin! Amin!

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.