Yukarı Çık

İnsanına sahip çıkamayanlar!!! Bülent ŞIK davası!

8 Şubat 2019 Cuma 09:42:25
126 kez okundu.

Hayırlı Cumalar dostlar. En stratejik konumuz “Sağlık, Çevre ve Gıda Terörü” ile karşı karşıyayız.

 Dr. Bülent ŞIK, Sağlık Bakanlığı tarafından 2000-2015 yılları arasında halk sağlığı alanında su araştırmaları yapmak üzere görevlendirildi. Antalya seralarında gıdalardaki pestisit kalıntılarının halkı nasıl zehirlendiğini ve Antalya, ergene havzası ve daha pek çok kimyasal atıkların yoğun olduğu bölgelerde sularındaki Hidroklor oranının neden olağanüstü yüksek çıktığını araştırmıştı. Pek çok kişi ve kurum Sağlık Bakanlığı’na başvurarak, “Böyle bir şey var mı, sular kirletiliyor mu, doğa kirletiliyor mu, sera üretiminde sentetik gübreler, hibrit tohumlar ve denetimleri ne ölçüde yapılıyor, domatesler neden gümrükten dönüyor?..” diye gazetelerde yazılar ya yazılmış vatandaşlar da sualler sormaya başlamıştı? Yani bir farkındalık oluşmuştu vatandaşımız da! Tebrikler!

Peki, bugünlerde fırtınalar, hortumlar neyi ve kimi vuruyor? Yağmurlar da yayılımını arttırmıyor mu? Devleti idare edenlere ve halka bir uyarı mı? Ders alan var mı?!..

...

Haklı davaları destekleyenler oldukça haklar daha fazla aranacaktır!

Dr. Bülent ŞIK’ın davası görüldü Pazartesi günü. Herkes davasını savunsun! Milletin Davası nı görenler, 100 kişi Çağlayan Adliyesi önündeydi. Anayasal kuruluşlar, Tabipler Birliği, Barolar Birliği gibi pek çok gönüllü kuruluş desteklerini birer cümleyle yeniledi. Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere diğer partilerden milletvekilleri de oradaydı, Dr. Bülent ŞIK’ı savunmak için. Hatta salon küçük olduğundan, mahkeme ağır ceza salonlarında görüldü.

Öz vatanımızda parya olmak!..

2004’te yazdığım Kozmik Bilim Ve Bilinçle Yaşam Enerjisi kitabımda, Türkiye’de ilk defa paylaşılan renkler, sesler, taşlar, bitkiler, enerji, kozmik enerji, Biorezonans, Elektropunktur Terapi, bitkilerin şifacılığı, gıda terörü, şifalı bitkiler, şifalı yemekler, şifalı kürler, şifalı taşlar, beyin kontrolü, mankurtlaştırma, radyo dalgalarıyla suya-havaya-toprağa-gıdalara ve insana müdahale, kâinatın ağır ağır yok edilişi, doğaya atılan pestisitler yani zehirler gübreler, hibrit gübreler, ebter tohumlar ve daha pek çok kapağı açılmamış, Türkiye’de hiç konuşulmamış konuları yazdım da devletin 12 kuruluşu müracaat ederek ne demek istiyorsun diye suâl sordu!? Allah’ın izniyle hepsini açıkladık. Tabii, bunları açıkladığımız zaman şu an medyada gördüğümüz anlı şanlı doktorlar, profesörler, zorunlu yaştan emekli olan üniversite hocaları ve bugün bizim unuttuklarımızı anlatmaya çalışan çakmalarımızın hiçbirisi yoktu; tek başınaydık! Meşakkatli yolumuzda 57. soruşturmamızı da 24 Haziran başkanlık seçimlerinden önce verdik ve şükür ki ondan da takipsizlik aldık.

 Bize “Kim bu adam? Tütün eksperi, mühendis, otçu profesör, madrabaz, tutuklayın şu densizi!..” diye başlık atan malum medyanın kalemşörlerini gördük!.. Akit TV de “Bilgi Savaşları” programında, “Bu paralel yapılar, 15 Temmuz’cular ülkemizde tekrar bir saldırı yaparsa göğsümüzü tanklara siper ederiz, karşısına çıkarız!..” dedik ama sanal alemden  örgütlü yurtdışı bağlantılı vatan hainlerinin desteğiyle ve yerleşik iş yerli işbirlikçileri ile beraber 300.000 sanal fake saldırı aldık!!!???

 Cumhur ittifakının liderine ve demokrasiyle, seçimle gelen insanların başka yolla iktidardan asla alınamayacağını, bütün siyasi partilerin iktidar hakkı olduğunu, seçilmişlere saygı duyulması gerektiğini anlatmak istemiştik!.. Sessizlik kararımızı da, savcılarımızın “demokrasi-fikir özgürlüğü” nü savunmak noktasında değerlendirip haklı olduğumuz teyit edilmiş oldu.

...

Padişahım!!!

Bir gün Şeyhülislam padişaha, “Efendim dikkat ediniz, bugün sarayda sizi savunanlar ‘Çok yaşa padişahım’ diyenler; yarın katlinize de fetva verebilir!” deyince sultan celâllenir ve “Atın bu densizi zindana, vurun kellesini!” diyecekken, sultanım müsaade edin ispat edeyim der...

Önce hahambaşı tutuklanır. Tutuklandığı duyulduğunda bütün havarileri, gönüllüler, cemaatler padişaha gider, “Bizim adam iyidir, doğrudur, yanlış yapmaz!” der ve hahambaşını kurtarır.

Sonra Papa’yı tutuklatır. Tüm hristiyan cemaatler, cemiyetler vs. padişaha sorgu suâl eder, o da azâd edilir.

Şeyhülislam der ki; “Şimdi beni tutuklatın!” Osmanlı’nın hüküm veren alimini!.. Bir gün, iki gün, üç gün, beş gün ses çıkmaz! Hiçbir cemaat, cemiyet, gönüllü kuruluş(!) padişaha gelmez ve padişah şaşırır. Tebdîl-i kıyafetle kahvehaneleri dolaşıp, nabız yoklar, “Duydunuz mu, padişah ilim erbabını, ulemayı tutuklatmış, şeyhülislamı tutuklatmış!..” İçlerinden birisi hâllerini özetlemiş: “Padişah tutuklattıysa bir sebebi vardır!.. Zaten şeyhülislâm biraz kaçıktır, delidir, eli uzundur, kulağı kesiktir, çok bilmiştir..vs.”

Padişah saraya döndüğünde hayretle ve büyük bir teveccühle Şeyhülislamı çağırır, “Haklıymışsın...” der. 

Sarayın etrafındaki dalkavuklar her zaman tarih tekerrür etmesin diye böyle olduğunu bir kere daha altını çizmek istedim!

 Ben, Dr. Bülent Şık’ı destekleyenler kadar; haklı davasına herkesin desteklenmesinden tarafım!

Yukarıda da belirttiğim gibi ben Dr. Şık’ın  söylediğini farklı boyutlarla devlet sırrını ifşa etmeden binlerce defa söylemiş, bu tehlikeleri dile getirmiştim! Savunduğum fikir tarafından bırakın tarafıma destek olmayı ama yanımda hiçbir zaman bir teşekkül de görmek nasip olmamıştı!

Bu ülkede haklının ve hakkın da hakkını savunacak! Ebedi saadeti düşünecek Devlet adamları kadar siyasiler ve gönüllü teşekküller olduğunu ölmeden görmek istiyorum!

Bir musîbet, bin nasihatten yeğ. Cumamız cem olmaya vesile olsun dostlar, vesselâm.

WhatsApp ihbar hattı: 0 530 200 00 96

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.