Yukarı Çık

İnebolu-istiklal yolu -Şehit Şerife bacı..!

3 Aralık 2018 Pazartesi 15:13:42
77 kez okundu.

97 yıl önce 4 aralıkta vatan millet bayrak devlet ve mukaddesat için şehit olan Şerife bacı acaba kimler için şehit oldu?

Şehadeti ne &bıraktığı Emanete sahip çıkıyor muyuz?

 

İnebolu istiklal yolu !

Kayık ile kağnının zaferi!

 

Türk milletinin kurtuluş mücadelesinde, İnebolu limanına İnebolu lu yiğit insanlar tarafından indirilen silahların İnebolu’dan kağnılara yüklenen cephaneleri Kastamonu’ya götürmek için harekete geçen Milli Mücadele'nin kahraman Türk kadını Şehit Şerife Bacı adına, Kastamonu Cumhuriyet Meydanı'nda, İnebolu ilçesinin girişinde ve Seydiler'de ilçe merkezinde anıt yapıldı. 

Ha bir de unutmayalım 

İnebolu istiklal yolu milli park İlan edildi..!

 ne demekse ?

Kastamonu’da üç tane milli park oldu! Kastamonu Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi..!

İneboluya TBMM ince istiklal madalyası verildi!

Madalyadan önce ineboluya gelen yedi tane ticaret gemisinin madalyadan sonra günümüze kadar bir daha gelmemesi ve Türkiye’nin en geri kalmış nüfus kaybeden tek ilçesidir inebolu!

 tabi yöneticilerin bunda payı çok fazla ama sadece sebep bu değil!

Sanki hem şerife bacılar, hem yiğit inebolu lular cezalandırılmış mı oldu  diye sormak geliyor içimden!

Acaba sebep Kastamonu bölgesinden oğuz boyundan bozulmayan bir nesil ve Türk ve vatanperver insanlar olmasımı..!?

31 Mart da cevabı millet verecektir!

 

ŞEHİT ŞERİFE BACI'NIN HÜZÜNLÜ ÖYKÜSÜ nü

Yeni inebolu gazetesi ndeki canlı şahitler dinlenerek Nurettin pekerin kitabından; araştırmacı yerel tarihçiMustafa fakazlı’nın yazısı ile yâd edelim...!

 

“”...İstiklal yolundan  kağnılarla cephane taşınmaya devam ediliyordu. İnebolu’nun kahraman denizcileri denk kayıklarıyla cephaneleri karaya çıkartıyor,yaşlı,kadın,çocuk omuzlarında Askerlik Şubesine, İkiçay'daki cephane deposuna taşıyorlardı. İkiçay'daki depodan da kağnı kolları oluşturulup, yüklendikten sonra yola koyuluyorlardı.Kağnı kollarının başında bazen yaşlı tecrübeli ihtiyarlar oluyordu.

1920 yılının Aralık ayında gene kağnılardan oluşan bir kol yola çıkmıştı.Üç gün süren Kastamonu  yolculuğunun ilk günü sonunda Ecevit’e varmışlar handa konaklamışlardı. İkinci gün de Seydiler’e ulaşmışlar ve mola vermişlerdi. Üçüncü günde yola çıkmışlar bir müddet gittikten  sonra hava birden değişmiş, karayelden gelen kar havası kağnı koluna ulaşmıştı.  Konvoyun en sonundaki genç kadın gruptan kopmuş, yola devam etmiş karanlığın bastırmasıyla çaresiz kalmış gidebildiği kadar gitmiş ve Kastamonu’ya yaklaşmış.

Buradan gerisini o günlerde görevli olup daha sonra tüccarlık yapan Kastamonu’lu Cemil Pattabanoğlu’nun Nurettin Peker’e anlattıklarından aktaralım.

Sabah olduğunda Kastamonu Kışlası yakınlarında  kağnıyı gören ilk kişi kışlaya gidip haber vermiş. Menzil Mıntıka müfettişi Osman Bey derhal askeri Postabaşı Devrekani’li Cemil ve Beşiktaşlı Rıfat Çavuş’u görevlendirmiş ve olay mahalline göndermiştir.

Her nasılsa kafileden geri kalmış genç bir kadının cephane yüklü kağnısıyla yorgun argın bir halde ancak kışla önüne kadar gelebildiği, şehre girmek nasip olmadan yol kenarında sabaha karşı donduğu anlaşılmıştır. Öküzleri geviş getiren  bu kağnı arabasındaki kıymetli yükü korumak için üstüne yorganını örten bu genç kadının bir elinde "Üvendire", kollarını açarak, yorganının üzerine abanarak kaldığı görevliler tarafından görülmüştür.

Rıfat Çavuş öküzleri koşarken, Cemil Çavuş da şehidin üzerindeki karları süpürmüş ve her ikisi de gözyaşlarını dökerek, kollarından ve bacaklarından tutarak kaldırırlarken yorganın altından birdenbire çığlığı basarak ağlayan bir çocuk sesi duyunca şaşırmışlar. Şehit anayı yana çekip hemen yorganı kaldırmışlardır. Gördükleri şaheser tablo şu olmuştur:

Otlara sarılı top güllelerinin arasına yerleştirilmiş çulların içinde kundakta bir kız çocuğunun dondan kurtulduğu, uyanarak meme için ağlamaya başladığıdır.

Cephanesi ve yavrusu uğruna kendini feda eden bu kahraman anayı ve yavrusunu arabaya yerleştiren çavuşlar, Bu mukaddes ve muazzez yükü gurur ve iftiharla Fırka Dairesinin önüne kadar çektiler. Kumandan ve etrafındakiler kağnının başına geldiler.

Bir dakika saygı duruşu yaptıran kumandan Osman Bey bu hazin tablo karşısında gözleri yaşararak "Türk kadını dünyada emsali bulunmayan kahraman bir anadır .Öyle bir anadır ki,tarihte nice kahramanlar, cihangirler doğurmuştur.. Arkadaşlar…. Milli Mücadele’yi kazanacağımızın en büyük misali işte önümüzde biri ölü ,biri diri yatıyor” diyebilmiş üzüntüsünden daha fazla konuşamamıştır.

Çocuğa süt anası ve ölüye Belediye tarafından kefen vs. masrafı temin edilerek, Kastamonu’yu iyi tanıyan Cemil Çavuş’a şehit ananın kimliğini bulması görevi verilmiştir. Cemil Çavuş şehidi alaca önlüğünden ve başındaki benli çardan yola çıkarak hanları dolaşmış, Seydilerli köylülere ulaşarak onlara göstermiş, onlar da tanımışlar ağlamışlar ve şehit ana ve  yavrusunu bağırlarına basarak alıp köylerine götürüp defnetmişlerdir. Daha sonra adı Şerife Bacı olarak tespit edilen bu aziz Türk kadınının yavrusu da acaba hangi kahramanları doğurmuştur.

Vatan millet uğrunda bu yolda şehit olmuş isimleri bilinen, bilinmeyen nice kahramanların ruhları şad olsun ..!”

 

Şerife Bacı’nın torunları olarak bizler ne mi yaptık veya yapabildik!!!

 

Aradan geçen 97 yıllık zamana rağmen Seydilerli Şerife Bacı’nın torunları olarak, kendisine bir minnet duygusu ifadesi olarak Seydiler’de TSKGV Tarafından yapılan ve Kastamonu muzun başarılı Valisi Şehmuz günaydınla beraber açılışını beraber yaptığımız ve  bu açılışı da Maranki TV vasıtasıyla akit tv , beyaz TV pek çok kanalda canlı yayınlarda ve programlarımızda duyurarak hem Kastamonu muzun Tanıtımına katkıyapmış ,hem de şerife bacı gibi bir yiğit Kastamonu evladına layık şekilde anmış bulunduk!

seydiler ilçesi nde olan Şerife bacı anıtı  ve şerife bacı Kültürevi ile hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerdir!

şairin dediği gibi “atasını bilmeyen kendini nebilir! bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır !toprak eğer uğurun da ölen varsa vatandır...!

Bugün Türkiye cumhuriyeti sınırları içinde maalesef tarih kitaplarımızda resmi olarak adının dahi geçmediği sadece şerife bacılar, kara Fatmalar, ın torunları yerine bugün medya dünyasında evlilik programları ve dizilerdeki kızlarımızı kadınlarımıza görünce acaba diyorum bu şehitlerin  kanlarıyla bize vatan olarak emanet bırakılan bu topraklarda kalan başta yöneticiler Ve tabii ki bizler nasıl ahiret te hesap verecegiz diye Düşündüm..!

Allah cc Vatan, millet, bayrak, devlet ve mukaddesat adına can veren bütün şehitlerimize rahmet etsin!

 âmin

 

 

WhatsApp bilgi hattı: 053020000 96

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.