Yukarı Çık
Gıda terörü: 500 milyonluk dünyayı hedefliyor!!!
13 Aralık 2019 Cuma 11:06:11
854 kez okundu.

Geçen yazımızda hayatın her alanında kuşatılıp kalitesiz, sağlıksız ve huzursuz yaşamamıza neden olan tarım ve gıda terörünü yazdık. Ekmek, un, yağ, şeker gibi temel besinler, sebze, meyve, hububat ve bakliyat, ithal küçük ve büyükbaşlardaki genetik soykırımla yok edilen yerli türler, yok oluşun ilk aşaması. Elektromanyetik, tıbbi ve sanayi atıklarıyla kirletilen toprak su ve hava, kalıntılarıyla bedenimizi zehirleyen temizlik maddeleri, çamaşır suları, kişisel bakım ürünleri, ikinci bir vurgun.

Ekmeğin kabuğu, kepeği, ruşeymi atılmış, un ısıl işlem ve kükürtle beyazlatılmış, pancar şekeri de aynı şekilde rafine edilip beyazlatılmış, topraklarımız sentetik ilâç ve gübreyle ‘maksatlı’ olarak kirletilmiş; çözüm diye dayanıklı ama niteliksiz hibrit tohumlar getirilip yaygınlaştırılmış, küçük ve büyükbaşlar da balıkları da içinde ne olduğu malum hazır yemlerle, antibiyotiklerle değişik türdeki hormonlarla “dayanıklı türler elde edip, nesilleri koruyoruz, ıslah ediyoruz... vs” yalanlarıyla hasta edilip, onları tüketen insanlar da hasta edilmekteyiz!

SÜT HÂLÂ AK MI?

‘Ticari’ ürün süt reklâm edilmiş ve insanların büyük kısmında süt alerjisi oluşmuştur. Bu süreçte ilgililer “Pastörize değil mandıra sütünden yapılma peynir, lor, çökelek, kefir tüketilmesi daha uygundur!” da dememiştir! İllâ süt içilecekse, sünnete de uygun olup tabiatı nispeten bozulmayan deve ve keçi sütü tüketilmesinde fayda vardır.

Diş macununda da eskimez kitaplarda bahsedilen tuz, karbonat, misvak, çay ağacı gibi maddeleri öneriyoruz. Çocuklarımızın hem bedendeki mikroplardan hem de elektronik cihazlardan akan radyasyondan korunması için tuz taşını kullanmaları gerekmektedir.

Destek olarak sunulan suni vitaminleri de kesinlikle önermiyoruz.

Kalsiyum için süt önerilmesi de kesinlikle ticarilik menşeili bir ihanettir.

Pastörize edilip besin değerleri neredeyse sıfırlanmış sütün 5 katı kalsiyum içeren susam tohumundan- tahinden bahsedilmiyor!

Ayrıca osteoporoz yaptığından batı yasakladı!

Esas olan aslı bozmadan “nene” teknikleriyle “nano” teknolojilere ulaşmaktır! Yeniyi, modern bilimin araçlarını reddetmiyoruz tabii; ama seküler modern bilim, binlerce yılın mücerrep-denenmiş ve net sonuçlar alınmış uygulamaları elinin tersiyle itebiliyor. Dünle bugünün barışmasına mani olmak ihanettir!

Çamaşır suları yerine bor ve borakslı tabii temizleyicileri öneriyoruz. Ardıç ve cevizden saç boyaları… Tüy dökücüler de tabiattan…

HORMONLU HAYATLAR!

Eskiden yumurta çiftliklerinde takriben % 40 horoz, % 60 tavuk çıkardı. Şimdi % 99 tavuk çıkmasıyla doğum oranlarındaki korelasyon açık! Üstelik hormonlu, antibiyotikli, hele kendi dışkısından üretilmiş yemle beslenen kanatlılarla beslenenin aklından şüphe etmek lâzım! Erkek çocuklardaki göğüs büyümesinde vücutlarındaki östrojen ve prolaktin hormonlarının birikimi sebep olmaktadır. Mamalarda da aynı hormonlar kullanılıyor.

Gıdalara hem de hayvanlara bu hormonlar verilerek neslimiz kısırlaştırılıyor mu acaba?

Konya Meram Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, emziren annelerin kanında ‘testosteron’ tespit edilmiş! Anne sütüyle bile, plastiğe eşdeğer ve DNA’sı belli olmayan ve kırılmış genler geçiyor çocuklara! Bu çocukların normal bir birey olabilmesi mümkün mü? Böyle onlarca oyunla bambaşka bir yaratılışta ve yapıda yetişiyor nesil. Canlı bombalar, ailesini katleden cani ruhlar nerden çıkıyor, onlar da birilerinin çocuğu değil mi..?!

“Tuz yiyin!” diyene bile 150 bin lira ve 5 yıl hapis cezası istettiren Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nu son günlerde çocuk mamalarındaki bulaşık oranlarına dikkat çekerek içine konulan hormonların ve gıdalara konulan katkı maddelerinin de araştırılarak gündeme getirilmesi ve tedbir alınması konusunda göreve davet ediyoruz!

TOHUMLARI KORUMAK ANA VAZİFEMİZDİR!

Buğday, arpa ve yulaf en az yirmi defaya kadar klonlanmış! Allah’ın Nuh (a.s) vasıtasıyla seçtiği hayvan, tohum ve bitkiden üretilen tabii gıdalardır! Bugünkü bozulmuş tohumlar asıllarına döndürülmedikçe insanlık sağlık, mutluluk ve huzuru asla bulamayacak; meyhane, hapishane ve deli hanelerde yok olup gidecektir..! Kalanlarsa beş yıldızlı şehir hastanelerinde operasyonlarla üretmeden tükettiğimiz ilâçlarla daha da hastalandırılıp çözümsüz ve umutsuz bir hayata mecbur bırakılıyoruz!

Biz ne yapıyoruz? Kur’an ve Sünnet ışığında aydınlık günlere kavuşmak için 2 milyon takipçimiz ve farkındalık sahipleriyle mutlu ve huzurlu yaşıyoruz, sizi de davet ediyoruz..! Hocam derdi ki “Oğlum, sopa bile nasiple yenir!” Nasibiniz varsa, vesselâm.

Variyetim var, Amerika’ya John Hopkins’e, Fransa’ya Sorbonne’a giderim diyenler; Ay’a gitseniz de çözüm bulamazsınız; çözüm kâinat şifahanesindedir, vesselâm!

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZDAN DİLEĞİMİZ!

Emir ve talimatlarını engellemeyip uygulayabilecek, sadece sadakatli değil konusunda liyâkâtli ve ehliyetli, illâ doktor, mühendis, ekonomist te olmasına lüzum kalmayacak donanımda olup konuşan, yazan ve hayata geçiren erbabıyla çözüme kavuşturmasını milletimiz adına “fermanımdır uygulana” talimatını.!!!

“Gıda güvenliği ülke güvenliği kadar önemlidir” diyen Cumhurbaşkanımızdan ülkemiz, çocuklarımız ve geleceğimiz için geç olmadan bekliyoruz!!!

Bunu Sosyal Medyada Paylaş :

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.