Yukarı Çık
Bu adam benim babam!.. Vefakâr babalara ithaf!..
20 Haziran 2017 Salı 11:12:52
2104 kez okundu.

Analar günü geçti. “Analar günü” konusunda, son umut ve kale okçular tepesi, yani “analarımız” diyerek makalemizi yazmıştık o “ana”ları mum ışığıyla hâlâ arıyoruz! Bugün de babalara, dolayısıyla aileye seslenerek bugünkü halimizi ortaya koymak istiyorum dua edenlerden Allah razı olsun !!!

Birçoğumuz üniversite mezunuyuz. Hatta çevremizdeki dostlarıma bakıyorum hepsi rektör, profesör, dekan, doktor, mühendis, sanayici ve işadamı. Maşallah hepsi de belli bir işin sapından tutmuşlar ben bunların anne ve babalarını biliyorum. Beraber büyüdük. Çoğu benim babam ve annem gibi okuma yazma bilmez, işçi, bakkal, küçük esnaf ya da çiftçi olup gelir düzeyi düşük insanlardı. Ama çocuklarını tüm zorluklara rağmen okutmuşlar “adam” etmişler, “adam olanlar” bugün meslek sahibi bir evlat olmuşlar...

Çünkü onların ana babaları “adam”dı. Gelelim “madalyonun öbür yüzü”ne, peki bu yukarda saydığımız yıllarca beraber büyüdüğümüz bu değerli insanların çocukları, onlar ne halde? Bugün sağlık konusu ile ilgilendiğimiz için, dostlarımızın sırlarını da biliyoruz. Bu söylediklerim %100 gerçektir. Karslı İlhan›ın işadamı olmuş oğlu serseri baba, rektör olmuş oğlu anarşist, hele bir karı koca var ki doktor olmuş bir hastanede ikisi de “şef”. Geçen gün birine sordum;

“Oğlan nasıl?”

“Hocam, serserinin biri cebimden para çalıyor! Bir diğer doktor, kredi kartımı almış gitmiş abuk subuk şeyler almış? Hele büyük işadamı olanların kızlarını hiç sorma, eroin esrar bağımlısı, hap kullanıyor tedavisi için uğraşıyoruz!”

Bunların hepsi dindar imanlı Müslüman bizim gibi hoca ama çocukları… Örnekleri çoğaltmak istemiyorum. Ailesinden ayrı yaşayan evlatların, babadan annesiz anneden habersiz evlenen çocuklarımızın hali içler acısı! Kredi kartlarıyla ailesini borçlandıran evlatlara ne demeli. Baba ve annesinin reddine rağmen evlenip 6 ay sonra “baba ben dayanamıyorum artık” deyip eve gelen kızların hali ne olacak! Tablo kötü ve uzun peki bunun sebebi ne? Ben babamı ömrü hayatında üç metrelik kar altında bile sabah namazını evde kıldığını görmedim hep camiye giderdi. Annelerimiz abdestsiz sokağa basmaz yemeklerini besmeleyle yapar, bizleri her gün okuyup üflerler, “ya Rabbim evlatlarımız vatana millete devlete ana babaya asi olmasın hayırlı evlat olsun” diye dua ederlerdi...

Bizleri “yarış atı” gibi kurslara yollayamadılar belki ama camiye Kur’an kursuna yolladılar. Hatta bazıları çocuklarına, baba, vatan millet, devlet bayrak sevgisini aşılattılar, toplantılara seminerlere, ocaklara, cemiyetlere sohbetlere gönderdiler... Allah’a şükür bizler de birer baltaya “SAP” olduk.

Bizler geçmişimizi unuttuk. Ben buna kısaca “azdık” diyorum, “Şükür’süz” bir insan olduk, komşuyu, şehri, İslam ümmetini unuttuk. Yaşadığımız İslam›ı “Kur’an, sünnet” diye kabul ettik aldandık. Ne ektiysek onu biçtik vesselam...

İşte hatamız burada. Biz çocuklarımız doktor, avukat, mühendis olsun diye kurslara yolladık, 30 yılda kazanamayacak parayı kurslara harcadık, çocuklarımız okulları kazandılar fakat bizler çocuklarımızı kaybettik!

Bütün bunların yanı sıra, çocuklarımıza “Ma’nevi” eğitim vermediğimiz gibi evimizde de içeriği belli olmayan hazır yemeklerle, abdestsiz pişirdiğimiz yemeklerle, GDO’lu gıdalarla 28 günlük tavuk, hormonlu dana etleri ve çiftlik balıklarıyla çocuklarımızı maddeten de zehirledik. “Maddesi düzgün olmayanın maneviyatı düzgün olmaz” çocuklarımızla birlikte yediğimiz gıdalar helal mi haram mı diye araştırmadık. Çocuklarımızın kazançlarını “nereden buldun” diye araştırmadık sormadık “bu değirmenin suyu nereden geliyor” demedik!

“Baba ben bunları yasal yoldan kazandım” diyen çocuklarımıza “oğlum yasal kılıfına uydurdun ama helal mi?” diye sorduk mu? «Sordunuz mu? Anne babalar ne ektiniz ki ne biçeceksiniz!

Çocuklarımızla ilgilenmek yerine, abuk subuk yarışmaları çocuklarımızla beraber izleyerek bugünlere geldik bugünlerin mesulü anne ve babalardır! Peki ya bundan sonrası? Gelin bir “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek yeniden başlayalım. Bari çocuklarımızı kurtaralım. Tövbe kapısı açık nasipleri varsa olur. Biz helal süt emdik çocuklarımız da böyle büyüdülerse problem yok! Hayırlı evlat yetiştiren bütün anne babaları tebrik ediyor ellerinden öpüyorum. Çünkü onlar insanlığa hizmet etmişlerdir böyle hayırlı evlatlar yetiştirerek!

Gelin torunlarımızı kurtaralım onlara bu gerçekleri anlatalım. Yanlışın neresinden dönülse kârdır. Burada sadece aile değil; Sayın Cumhurbaşkanı “Recep Tayyip Erdoğan”a da, ülkeyi yönetenlere de büyük görevler düşüyor. Gelin hep beraber “hayra sebep olalım” ki hayır dua alalım! Yoksa yaptığımız amellerle şöyle bir hesap yaptığımızda, ahirette cenneti kazanma umudumuz çok zayıf gibi görünüyor. Rabbim, hayırlı mesuliyet sahibi babalar olmayı ve “o” babaları, anneleri yetiştirmeyi, evlatları tarafından da “takdir edilmeyi” ve “Bu adam benim babam, bu da benim annem” diyebilecek geleceğin anne babaları evlatlara ve bütün anne babalara nasip eylesin âmin ya müin…

WhatsApp ihbar ve

irtibat hattı 0 530 200 00 96

Bunu Sosyal Medyada Paylaş :

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir.
Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir.
Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.