Kunz'un tekniklerinin dev bir tıbbî potansiyele sahip olduğunun farkına varınca öğrendiklerini başkalarına da öğretmeye karar verdi. Enerji alanı ve enerji merkezi gibi terimlerin birçok sağlık uzmanından olumsuz çağrışımlar yapacağını bildiği için kendi iyileştirme yöntemine "terapik temas" adını verdi.
"Terapik temas"ı öğrettiği ilk sınıf, New York Üniversitesi’nde, master düzeyindeki hemşirelere verdiği, "Hemşireliğin Sınırları: Terapik Alan Etkileşim Potansiyelinin Gerçekleştirilmesi" adlı bir ders oldu.
Kriger bu kursta çok başarılı oldu. Terapik temas tekniğini binlerce hemşireye öğretmiştir ve bu teknik artık dünyanın pek çok ülkesindeki hastanelerde kullanılmaktadır.
Yine Columbia'daki Güney Carolina Üniversitesi asistanlarından ve hemşirelik araştırması başkan yardımcısı Dr. Sanet Quinn, terapik temas tekniğinin kalp hastalarındaki gerilim düzeylerini azaltıp azaltmayacağı üzerine yaptığı araştırma sırasında, bu teknikle eğitilmiş bir grup hemşireden ellerini kalp hastalarının bedenleri üzerinde gezdirmelerini ister. Aynı eğitimi almamış ikinci grup hemşireler de ellerini aslında bu tekniği kullanmadan, başka bir kalp hastasının üzerinde gezdirecektir.
Quinn araştırma sonrasında, “gerçek” tekniği uyguladığı hasta grubundaki gerilim düzeyinin yalnızca beş dakikalık tedavi sonucunda % 17 düşüş göstermiş olduğunu, ancak "yalancı" tekniğin uygulandığı diğer grubun durumunda hiçbir değişiklik olmadığını tespit eder.
Yine, insan enerji alanı hakkında ayrıntılı konferanslar veren diğer bir sağlık uzmanı da Güney California Üniversitesi’nde kalp ve ciğer uzmanı olan W. Brugh Joy'dur. Brugh Joy, enerji alanını görmemiş ama enerji alanının varlığını hastanın üzerinde hissetmiştir.
Dr. Joy, bu olayı şöyle anlatıyor: "Yirmi yaşlarında sağlıklı bir erkeği muayene ediyordum, ellerimi solar pleksus (göbek enerji merkezi) bölgesi üzerinde, mide çukurunda gezdirirken ılık bir huluf diye tanımlayabileceğim bir şey hissettim. Hastanın bedeninden çıkarak, yüzeye düşey durumda 100-120 cm. kadar yükseliyordu ve on santim çapında bir silindir biçimindeydi."(13) diyerek bedendeki her organın ayrı bir enerji yaydığını ve bunun uzmanlarınca hissedilebileceği, böylelikle de hastalıkların teşhisine ve tedavisine yardımcı olunabileceği fikrini ortaya atmıştır.
Bilim adamları fizikî bedenle görünmeyen bedeni ve ötelerle arasındaki bağlantıyı kuran hatları oluşturan zerreleri veya bizce malum olan ve hatta görebildiklerimizi "anlayabildikleri" ve onlarla irtibat kurdukları ve anlaşma zemini sağlayabildikleri zaman insanlık “insan” olduğunu anlayacaktır.
Kaynak: Kozmik Bilim Işığında Yaşam Enerjisi